Asırlar boyunca aktarılan ve hiç özünü kaybetmeyen bir şey var ise o da bilgidir. Bilgi bizi toplum, birey ve insan yapan en önemli kıstaslardan birisidir.
Şu zamana kadar bilgi aktarılırken kitap, defter, ferman, parşömen, kil, tablet, duvar, mağara kullanıldı.
İnsanın bilgiye olan ihtiyacı insanlık tarihi kadar eski olup, günümüz bilgi çağında
bilgiye verilen önem her geçen gün artmaktadır (Tekin ve Diğerleri, 2000: 65). 1970’li
yıllarda gelişen ve 1980’li yıllarda tam bir patlama yaşayan bilgisayarların hızı, gücü ve
kapasitesinin etkisi altındaki günümüz insanı, 1990’lı yıllara gelirken önemli olanın bilgi
olduğunu, bilgisayarın yaşamı kolaylaştırmada ve bilgiyi paylaşmada sadece etkili bir araç
olduğunu görmeye başladı. Önce, ABD’de daha sonra da Japonya ve AB’de, sanayi çağını
takiben gelmekte olan çağa “bilgi çağı”, yeni topluma da “bilgi toplumu” denilmeye ve bu
çerçevede kamu yönetiminde ve özel sektör kurumlarında böyle bir toplumun gerekleri yerine
getirilmeye başlandı (Koç, 2005: 9). Bilgi çağı bilgiye dayalı toplumun yükselişinden meydana gelmektedir. Bilgi çağının başarısı bilgi teknolojilerinin kullanımında etkinlik ile ölçülmektedir (Senn, 1995: 9).
Tarih boyunca Türk toplumunda “eğitimli olmak”, “bilgi ve bilgelik” hep övülmüş,
“iyi ve faydalı birey” olma sürecinde bireylerin daima yerine getirmesi gereken bir olgu
olarak görülmüştür. Günümüzde Türk toplum yapısı, bilgi toplumuna uyum süreci
yaşamaktadır. Bu anlamda ülkemizde bilimsel düşünce, üretim, çalışma, rekabet ve başarı
motivasyonlarının kazandırılmasıyla teknoloji üretmenin yolları açılacaktır (Çoban, 1997:
19). Sürekli bilgi edinen değil, bilgi üreten bir toplum olma sürecinde bireylerin bilgi
toplumunun oluşumuna katkı sağlayacak biçimde yetiştirilmesi süreci Türk atasözlerine de
yansımış, bireylerin bilişsel yeterliliklerinin gelişmesine hep vurgu yapılmış, işlevsel bir
toplum yapısı adına bilmezlik ve cahillik ise kaçınılması gereken bir durum olarak
görülmüştür. Eğitimli ve dolayısıyla bilgi donanımı yeterli bireylerin eleştirel düşünce
becerileri gelişmiş, çağın gereklilikleri doğrultusunda toplumsal değişimleri ateşleyebilen,
düşündüğünü söyleyebilen, eleştirel düşünce sistemine sahip ve yaratıcı bireyler olarak bilgi
toplumu oluşuma katkı sağladıkları atasözlerine de yansımaktadır.
Şunu açıkça söyleyebiliriz artık bilgi bilgisayar dili olan 0 ve 1 ile aktarılmaktadır. Elektrik enerjisinin de sayesinde ışık hızında bilginin aktarımı gerçekleşmekte ve bilgi çağı yaşanmaktadır. İnternetin rolü inanılmayacak ölçüdedir. Artık öğretmenler bile öğrencilerin her bilgiyi internetten bulabileceğini düşünüp ödev olarak bir çok konuda yazı ve makale istemektedir.
Çağımızda bilginin çeşitliliği de artmış ve sadece harflerde ve sayfalardan oluşan bilginin yerini videolar, filmler, belgeseller, mp3ler ..vs almaktadır. Multimedya diye tanımlanan bu materyaller yazınsal bilgiden daha hızlı bir öğrenme sürecini doğurmuştur. Bilginin akışkanlığı gerçektende çok artmıştır. Kimse diyemez ki bundan 200 sene önceki insanla şimdiki birdir. Ben şu anda 200 sene geriye gideceğim keşfedilmemiş ne varsa o zamandan keşfederdim. İnsanın 1000 yıllık serüveni 100 sene içinde tekrar yazılmıştır.
Bilgi çağında paylaşılması gereken şey bilgi değil de nedir ?
Ne kadar çok bilgi paylaşılır ve ne kadar çok kişiye ulaşır ise o kadar kişi aydınlanır ve etrafa bakış açısı değişir. Toplumsal gelişimde bu yönde hızlanır.
İnternetin rolü önceden anlaşılamamıştı, sürekli PC başında olan kişilere hasta gözüyle bakılmıştı, fakat bunun öyle olmadığını Türkiye’den önce bir çok ülke kanıtladı. Normal hayatta kazanılamayacak kadar para kazananlar oldu (bkz. Google) Milyonlarca kişiye filmler, programlar, müzikler göndermeyi başaranlar oldu. (bkz. Thepiratebay) Bilgiyi kategorize edip bilgiyi öğrenmek isteyen kişiyle uzmanları buluşturanlar oldu. (bkz. uzman.tv) Bunun gibi internette yer alan ve bilgiye dayalı sosyalleşme araçları sayesinde bir çok başarıya imza atanlar oldu, oluyor ve olacaktır.
Paylaşın inanın daha mutlu olacaksınız.