
P2P protokolünün bugün ki kullanımıyla popüler bir uygulama olmasının temelleri, 1999 yılında Shawn Fanning tarafından ortaya çıkartılan Napster’a dayanmaktadır. Öncelikle amacı müzik dosyalarının rahat paylaşılması olan uygulamanın çalışma mantığı gayet basitti. Napster şirketi binasında tutulan sunucular, Napster yazılımını bilgisayarlarında çalıştıran tüm kullanıcıların paylaşıma açtığı dosyaların listelerini tutmaktaydı. Napster yazılımı ile arama yapan bir kullanıcının (istemci) isteği, protokole ait “kontrol paketleri” kullanılarak şirkette bulunan sunucuya ulaşıyor, sunucu da aranan dosya ismini tuttuğu listede arıyordu. Eğer dosyayı paylaşıma açmış bir kullanıcı var ise, listeden elde edilen sonuca göre bu kullanıcının IP adresi, istemciye yine “kontrol paketleri” kullanılarak iletiliyordu. Bir sonraki aşamada, istemci IP adresini bildiği kullanıcıdan istediği dosyayı “veri paketleri” kullanarak indirmeye başlıyordu. İnternet bağlantısının yaygınlaşması ve müzik dosyalarına ücretsiz sahip olabilme fırsatının çekiciliği sayesinde Napster kullanımı hızla arttı. Ancak bu artış, müzik piyasası sağlayıcılarını rahatsız etti. 2000 yılında, Metallica müzik grubu ve Amerika Kayıt Endüstrisi Birliğinin (Recording Industry Association of America) açtığı davalar sonucunda Napster sunucuları mahkeme kararıyla kapatıldı.
İkinci nesil P2P protokolü olarak anılan Gnutella, Napster’ın çok kolay ve hızlı bir şekilde kapatılabilmesine fırsat veren tek sunuculu paylaşımına yenilikler getirmiştir. Herhangi bir Gnutella uygulama yazılımını bilgisayarına kuran bir kullanıcı, yazılımı çalıştırdığında otomatik olarak bir sunucuya bağlanmaktaydı. Bu sunucunun IP adresi, yazılımı programlayanlar tarafından başka bir sunucu bilgisi bilinmediğinde de paylaşımın sağlanabilmesi amacıyla yazılım içine gömülmüştü. Kullanıcı, istediği takdirde, bildiği başka Gnutella sunucu IP adreslerini yazılım veri tabanına ekleyebiliyordu. Yazılımı kullanarak dosya araması yapan istemcinin sorgusu, ilk olarak direk bağlı olduğu sunuculara aktarılıyordu. Sorguyu alan sunucu (kullanıcı), kendisinin ve kendisine direk bağlı diğer kullanıcıların paylaşıma açtığı dosya listesinde arama yapıyordu. Bir sonuca ulaşıldığında, dosya sahibinin IP adresi istemciye gönderiliyordu. Eğer arama başarısız olursa, sorgu sunucu tarafından kendisine direk bağlı olan tüm kullanıcılara (sunucu) aktarılıyordu. Daha önce yönlendiricilerde kullanılan ve “gossipping“ (dedikodu) olarak anılan bu teknik sayesinde sorgu ağ içinde kademe kademe ilerleyebiliyordu. Sorgunun bir sunucudan kendisine direk bağlı sunuculara aktarılma işlemi sırasında istemci tarafından belirlenen TTL (Time-to-Live) değeri bir kademe düşürülüyordu. Bu değer sıfıra ulaştığında sorgu sona erdirilerek sonsuz döngünün önüne geçiliyordu. Arama sırasında her kullanıcının hem istemci hem de sunucu şeklinde davranıyor olması P2P iletişiminin geleneksel sunucu-istemci iletişiminden en önemli farkıdır.
Napster’da bu fark sadece “veri paketleri iletişiminde” ortaya çıksa da Gnutella ile birlikte kontrol paketleri iletişimi de tüm kullanıcılar arasında yapılmaya başlandı. Gnutella trafiğin belirlenmesi ve engellenmesi konusunda Napster’a göre çok başarılı olsa da, sorgu sürecinin verimsizliği sebebiyle başarısız olmuştur.
Üçüncü nesil P2P protokolü Fast Track, arama yapmayı verimli hale getirme amacıyla ağda paylaşılan dosyaları indeksleme amaçlı çalışan ve sadece dosya sağlayan birçok sunucunun hizmet vermesi temeline dayanmaktadır. Supernode olarak adlandırılan bu sunucuların IP adresleri internet sayfalarında ve forumlarda anons edilmektedir. Uygulama yazılımını çalıştıran kullanıcı, bağlanacağı supernode’u seçerek sorgusunu başlatıyordu. Sorguyu alan sunucu kendisine bağlı kullanıcılarda dosya var ise hemen cevabı istemciye dönüyor, aksi durumda sadece diğer supernode’larla iletişime geçip sorguyu onlara yönlendiriyordu.
Çok benzer bir protokol olan Direct Connect(DC), bu paylaşım mantığına kullanıcıların daha iyi iletişim kurabilmesi için “sohbet” özelliğini de eklemiştir. Bu özellik sayesinde DC kullanıcılarının diğer protokol kullanıcılarına göre daha sosyalleştiği, paylaşım mantığına insan varlığının katılmasıyla protokolün daha yaygın ve başarılı hale geldiği gözlenmiştir.
Son nesil P2P nesli olan BitTorrent ise atalarından çok farklı bir yöntem izlemektedir. Eski bir kırıcı olan Bram Cohen tarafından yazılan bu uygulamanın ilk adımı internette yapılacak bir arama sonrasında istenen dosyaya ait. torrent uzantılı dosyanın indirilmesidir. Yaklaşık 50 Kb büyüklüğünde olan bu dosya sayesinde, istemciler herhangi bir torrent yazılımı kullanarak bu dosyayı paylaşan kullanıcıların oluşturduğu kümeye (swarm) dâhil olurlar. Bu kümedeki her kullanıcı dosyanın indirdiği kadarını diğer kullanıcılara sağlamakla yükümlüdür. Tüm bu işlemleri de izleyici (tracker) isimli bir sunucu kontrol eder. Bir kümenin kurulması için tüm dosyaya sahip en az bir kullanıcının (seeder) olması gerekir. Bu yapı dosyanın hızlı bir şekilde paylaşılmasını sağlar.
P2P geçmişini ve bugünkü durumunu az çok öğrendik. Gelecekteki P2P protokollere bakacak olursak; bunlardan AntP2P,P2PTV ve Bit Torrent DNA öne çıkanlar arasında sayabiliriz.
AntP2P
Gelecek nesil P2P ağları, ek bir hizmet olarak da gizliliği sunuyor. ANts P2P ve Mute ağları, trafiği kullanıcılar arasında merkezi olmayan şekilde dağıtıyor ve kullanıcıların kimliği bu sayede büyük ölçüde gizli kalıyor. Sistem şöyle işliyor: Kullanıcıların dosya alışverişi sırasında doğrudan birbirlerine bağlanması yerine, Mute ve ANts P2P verileri merkezi olmayan düğümler üzerinden iletiyor. Her bir düğüm, kendi kullanıcısı için bir nevi vekil (Proxy) sunucu görevi görüyor. Düğümler sadece komşu düğümlerin IP adreslerini biliyor. Bu sayede, ne gönderen verilerin nereye gittiğini biliyor, ne de alıcı verilerin nereden geldiğini. Bir kullanıcı, komşu düğümün bir başka kullanıcı için Proxy olarak çalışıp çalışmadığını ya da dosya göndericisini bilemiyor. Dosya aktarımı, karınca sürüsündeki karmaşaya benzetilebileceği için, programın da adı ANts P2P (karıncalar). Film, şarkı ve programların hedefine ulaşması için, her dosya paylaşımcısına oturum başında gizli bir ID atanıyor. Daha fazla güvenlik için, değiş tokuş edilen veriler şifreleniyor. Anonim dosya paylaşım sistemlerini oturtmak için yapılan denemelerin tersine, Mute ve ANts P2P’nin kullanımı kolay istemcileri hızla yaygınlaşabilir. Bu tip bir ağ yapısında, geleneksel arama yöntemleri işe yaramıyor. Kayıt dosyaları, kimin hangi dosyayı internette paylaşıma sunduğuna dair kesin bir sonuç çıkarılmasına izin vermiyor.
P2PTV
P2PTV televizyon ya da herhangi dijital yayın görüntülerinin, bir P2P(Peer to Peer) ağında, veri paylaşım yazılımları ile dağıtılmasını ön gören sistemin kısaltmasıdır. Bu girişimdeki uygulamaların öneminin altı, bütün dünyadaki yerel kanalları küresel ölçeğe taşıma potansiyeline sahip olduğu için, çizilebilir. Ancak yeni bir telif hakları sorununa neden olacak olması da bu uygulamaların düşündüren kısmıdır.
Eş zamanlı normal yayın akışı: normal TV yayın saati gibi eş zamanlı olarak tüm istemcilere iletilir gecikme süresi buffering denilen veriyi önbelleğe alma süreci kadar bir süredir ve genelde 1 dakika kadardır.
Tek zamanlı normal yayın akışı: kullanıcı herhangi bir zaman dilimi içerisinde dijital yayın akışı saati harici video dosyasını seyretmek ister. Yayın izleyicinin istediği süre içerisinde başlar.(Sıralı bir şekilde zamana göre yayın devam eder. )
Çoklu (farklı) zamanlamalı yayın akışı: izleyici farklı bir zamanda yayının ister en başında veya ortasında veya en son kısmına doğru istediği veya seçtiği herhangi bir yayın akış zamanına direk olarak atlamasına veya geçmesine olanak sağlar. P2PTV standartlarının sıradan kullanıcı alışkanlıkları harici en büyük üstünlüğü budur. Fakat bu, 2012 gibi yayın standardı olarak kabul görecektir. Bulunduğumuz zaman diliminde ise bu çözüme en yakın uygulama internet televizyonu uygulamalarıdır.
İnternette P2P programları ile dünyanın dört bir yanından dijital yayınları izlemek mümkündür. Aşağıda listesini gördüğünüz P2P programları ve benzeri programlar ile sunucu görevi gören bir kullanıcı yayının kaynağını oluşturur. Örneğin mevcut bir televizyon yayınını dijital bir TV kartı ile bilgisayarına aktarır ve P2P programı aracılığıyla internette yayınlamaya başlar. Aynı programı kullanan kullanıcılar bu yayıncının tanımladığı kanala bağlanırlar bu noktadan itibaren tüm kullanıcılar hem istemci hem de yayıncı konumundadırlar. Yani hem veri almakta hem de veri göndermektedirler. P2P sistemlerinin üstünlüğü de buradan gelmektedir. Tek bir kaynağın bant genişliğine bağlı olan internet yayınlarında yayını izleyebilecek kişi sayısı sınırlı iken P2P sistemlerde aksine izleyen kişi sayısı arttıkça yayının kalitesi de yükselmektedir. Bu teknoloji iletişim alanında sınırsız özgürlükler vaat etse de telif hakkı ihlallerine zemin hazırlamaktadır.
Bit Torrent DNA
BitTorrent şirketinin geliştirdiği torrent paylaşım protokolünün stream şeklinde yani dosyanın tamamlanmasını beklemeksizin mp3′leri dinleme ve avi’leri izleyebilme protokolüdür.AntP2P ve P2PTv ‘nin birleşiminden oluşturulmuş bir protokol gibi duruyor.
Yani aynı torrent indirir gibi film ve müzik indirebileceğiz. Bir filmi indirmeye başladığımızda kaynak olarak önceden indirenler ve o an indirenler den indirdiğimiz için torrentin muhteşem hızından da faydalanmış oluyoruz. Örneğin DNA desteği olan bir siteden yüksek çözünürlüklü film indiriyorsunuz, sizinle aynı anda 10 kişi daha indiriyor ve sizden öncede 20 kişi indirmiş bu içeriği, o zaman siz tüm dosyayı bu filmi size sağlamış olan siteden değil hem sizinle birlikte indirenden hem de sizden daha önce indirmiş olandan küçük parçalar halinde alıyorsunuz. Yani bit torrent gibi teknolojinin web ara yüzüne uygulanmış biçimi diyebiliriz. Dosya inerken aynı anda seyretmemizde bu protokolü etkin kılan özelliklerden yalnızca biri. Torrent indirdiğinizde bu dağıtımda size yardımcı olan izleyicinin yerini bu defa DNA sunucusu alıyor, bu sunucu ise bit torrent tarafından yönetiliyor. İçeriği sunan sitenin yapması gereken ise bu teknolojiyi dosyalara entegre etmek oluyor. Zaten DNA desteği olan bir dosya indireceğiniz zaman DNA bilgisayarınıza yüklenmeden önce size bilgi veriyor yükleneceğine dair.
Günümüz web sitelerinde kullanımı için büyük miktarda içerik dağıtan web sitesi Bittorente başvuruyor ve ben bu içeriği web ara yüzü ile dağıtacağım ve sizin DNA teknolojisini kullanmak istiyorum. Bu teknolojiyi o siteye uygulanıyor. Kullanıcı o siteden içerik indirdiğinde tıpkı torrentte dosya paylaşır gibi DNA aracılığı ile o dosyayı indirenler ve indirmiş olanlardan da dosyayı aldığı için site, sunucu yükü belirli oranda azalıyor. Yani normal torrentte kullandığınız gibi bilgisayarınıza indirip kullanabileceğiniz bir yazılım değil ve önemli olan sitenin bu hizmeti sunması.
İncelediğimiz bu yeni protokoller arasında bence en uygunu şuan için Bit Torrent DNA. Çünkü web üzerinden içerik indirirken torrentin gelişmiş güvenlik ve hız imkânlarını kullanmamıza imkân sağlıyor. Yönetim tarafına baktığımızda ise hem sunucu maliyetlerini düşürüyor hem de yasal içeriğe imkân sağlıyor. Bu sayede ileride film müzik gibi medyaları bilgisayarımıza indirmek yerine istediğimiz filmi seçip aynı anda seyretmeye başlayabiliriz. Artık bu teknoloji indirdiklerimizi dvdler de yedeklemeye son verebilir!
Kaynaklar : wikipedia.org, bittorrent.com